
Ve birgün bir kez daha seveceksin.
İyileşmeyeceğini sandığın yaraların izi bile kalmayacak.
Canını yakan sözleri, peşini bırakması için kim bilir neler feda edeceğin görüntüleri yavaş yavaş unutacaksın.
Baharda yeşeren kışın kuru dalları gibi canlacaksın.
'O' gözüne olduğundan başka gözükecek, sen 'başkası' olup çıkacaksın.
Kim bilir kaç zamandır ilk kez gülecek yüzün.
Herkes farkedecek çiçeklendiğini.
Sonra an gelecek, suda gördüğün aksin kadar gerçek, aksin kadar yalan olduğunu fark edeceksin yeniden yaşadıklarının.
Sen dokunmadıkça bozulmayacağını bildiğin mutluluğun siliniverecek.
Bir 'sevdan' daha ağır ağır bitecek.
Sen derin bir iç çekip, aşka aşık Apollinaire'i hatırlayacaksın.
Mirabeau köprüsü'nün ilk dizelerini mırıldanacaksın.
"Mirabeau" köprüsü altında akan Seine
Akan sevdalarımız
Kısmete anmak mı düştü neden
hiçgülmedi yüzüm ilkin üzülmeden"
Bir yıldız daha kayacak hayatından, sen uzanıp da tutamadan.
Bir nehir boyunca akıp gidecek bir sevda daha akacak hayatından
Sen öylece bakacaksın arkasından.
Bir şey gelmeyecek elinden.
Yaş dökmeden gülmeyecek gözlerin.
Yüreğin burkularak hatırlamadıkça son gideni, kimseyi ağırlayamayacaksın 'yeni' hayatında.
Uzanacaksın yatağına.
Sokak lambalarının aydınlattığı tavana bakacaksın.
Gecenin sessizliğinde taze yaraların açılacak.
için acıyacak.
Saatle geçecek ama gün bir türlü ağarmayacak.
Sen, Apollinaire' i hatırlayacaksın.
"Gece gelir saat çalar
Günler var ki kaldım naçar."
Bir kez daha tutmak isteyeceksin ellerinden.
Yüzüne bakmak isteyeceksin.
Alnına alnına düşmüş saçlarına,
kalbini sakladığı gözlerine,
gözünün etrafında ki çizgilere,
küçük bir gamze gizlediği çenesine,
üzüldüğünde rengi solan dudaklarına bakmak isteyeceksin...
Hayatı katlanılabilir kılan o küçük anlardan birini yaşamak için neler vereceğini düşüneceksin.
Aşka aşık apollinaire'i geçireceksin aklından.
"Eller ellerde yüzyüze kalalımda
Durmadan aksın dursun
Kollarımız altında
Yorgun ölümsüz bakışlar dalga dalga."
Düşündükçe yaraların kanayacak.
Saatler geçecek ama şafak atmayacak.
Diyeceksin yine
"Gece gelir saat çalar.
Günler var ki kaldım nacar."
Hiç bitmeyecek ya da 'bu kez bitmeyecek' sandığını hatırlayacaksın.
çocuk gibi avucunun içine sakladığın,
bir mücevher gibi sakladığın,
bir mücevher gibi sakındığın aşkının,
sonsuza dek orada öylece duracağına inanmak istediğin gelecek aklına.
Hayatı katlanılabilir kılan düşlerinin suya düşen görüntüler kadar gerçek ve ama onlar kadar yalan olduğunu bir kez daha kavrayacaksın.
Düşündükçe kalbin sızlayacak "Geçer" diyeceksin.
Hep geçtiğini bilerek, "Geçer" diyeceksin apollainaire gibi.
"Sevda gelirde geçer
Bazen yaşamak gibi ağır
bazen umut gibi güçlü ve sarsıtıcıdır"
geceler davetsiz misafir gibi olacak.
bütün perdelerini kapatsan da ta içine sızacak.
Ruhunu yine o uzun boylu sokak lambaları aydınlatacak.
oturacaksın koltuğa tek başına.
bakacaksın karşı duvara.
gece yine acımasız sessizliğiyle varlığını hatırlatacak sana.
saatler geçecek ama sabah olmayacak.
"Gece gelir saat çalar
Günler var ki kaldım naçar"
Ve sen bekleyeceksin.
Tanıdık bir ses duymak, bilindik bir cümle okumak için bekleyeceksin.
Tutmak istediğin günler yığılacak birbiri üstüne.
Pazartesin çarşambadan farklı olmayacak,
cumartesi salıya benzeyecek.
Pazar da perşembe gibi kokacak.
'O'gelmedikçe bekleyeceksin sen.
Kendini,
güne hazırlayan sabah kadar taze hissedeceğin anların,
çiçeklendiği zamanların
yeniden gelmesini bekleyeceksin.
'O'na dönüşeceğini bilsende gelenin,
sen, bildiğini unutmaya çalışarak bekleyeceksin.
Bir başkasını bekleyeceksin Apollinaire gibi.
"Günlerhaftalar geçer ne gelir elden
Ne geçenden hayır var
Ne de geçip giden sevgiliden
Mirabeau köprüsü akan Seine"
Gidenin yasını tuttuğun,
bir başkasının gelmesini umduğun geceler bitmek bilmeyecek.
Bekleyeceksin sabahı getirmesini saatlerin.
Diyeceksin yine;
"Gece gelir saat çalar
Günler var ki kaldım naçar"
MİRABEAU KÖPRÜSÜ, GUİLLAUME APOLLİNEİRE.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder